Boşvermişlik ilişkiyi
sıradanlığa sürüklüyor
Zaman her acının ilacı ama aynı
zamanda da her aşkın birinci dereceden katil
zanlısı... Yeni bir ilişkiye başladığınız anda
şunu bilin ki saatli bomba da geri sayıma
başladı. Cicim aylarının bitmesinden sonra gelen
boşvermişlik, o tuhaf "Nasıl olsa benimle!"
duygusu, ilişkiye ve birbirine alışmanın
getirdiği umursamazlık ve özensizlik her
ilişkiyi sıradanlığa sürüklüyor ve bu
sıradanlık, taraflardan biri "Beraberliğimizin
bir anlamı kalmadı," diyene kadar sürüyor.
ilişkiyi bir bebek gibi düşünün. Bebeğinize
birkaç yıl bakıp sonra "Nasıl olsa kendi kendine
büyüyor," deyip bir kenara mı atacaksınız?
Aşkınıza sahip çıkın ve her aşamasında ona emek
vermeye hazır olun. Birbirinizle ilgilenin,
birbirinizi özleyin, konuşun, fikirlerinizi
paylasın ve sorunları, büyüyüp çözümsüz hale
gelmeden oturup tartışın. Kısacası, ikiniz de
gayret gösterin, yorulun,
terleyin.
•
Cinselliği rutine dönüştürmeyin
Tabii söner, körüklenmeyen her
ateş gibi... Seksin seyrekleşmesi uzun ilişkiler
için oldukça normal ama bu seyrekliğin rutine
dönüşmesi değil. Hele cinsel ilişkiden zevk
almamanın, yalnızlık ve katlanma duygusunun
cinsel tatmin ve birlikte bir bütün olma
hissinin yerini alması arzu ateşini söndüren ve
mutlu aşkı mutsuz sona sürükleyen en önemli
etkenlerden biri. Sorunun temeli belki de şu;
erkekler sekse ulaşmak için aşık oluyor,
kadınlarsa aşka ulaşmak için seks yapıyorlar.
Ancak sonuçta iki taraf da mahremiyet ve
yakınlığa ihtiyaç duyuyor. Cinsel isteği
körüklemek için bu ihtiyaçtan yola çıkılabilir:
Birbirinize yakınlık gösterin ama "iş" icabı
sadece yatakta değil yatak dışında da...
Hissettiklerinizi, sıkıntılarınızı,
özlemlerinizi paylaşın. Yatakta tek başınıza
fantezi kurmak yerine birlikte fanteziler
geliştirin. Böylece cinsel yaşamınız sıcaklığım
"9,5 hafta"dan daha uzun süre koruyabilir. Ama
sakın seksi "Kim daha iyi sevişiyor?" gibi bir
güç mücadelesi ve baskı aracı haline getirmeyin
çünkü henüz seks olimpiyatları
düzenlenmiyor!
• Bırakın sorumluluk
alsın
Kızgınsınız,
hem de çok... Sevdiğiniz erkek birlikte oturmaya
başladığınızdan beri nedense alışveriş, yemek
pişirme, çamaşır yıkama, evi toplama gibi işleri
sizin yapacağınızı varsayıyor, üstelik sizin
mesleğiniz de onunki kadar zorken... Peki, ne
oldu? Ne olacak, toplumsal rollere teslim
oldunuz. Anne babalarımız ve toplum aracılığıyla
bilinçsizce aldığımız "doğru kadın" ve "doğru
erkek" rolleri, bir anlamda beynimize işler ve
duygusal ilişkilerimizde ortaya çıkar. Siz
içgüdüsel bir biçimde üzerinize düşen her işi
yaparsınız ama onlar aslında ikinizin de üzerine
düşen işlerdir. Ona evle ilgili çeşitli görevler
verin ve bu görevleri gerçekten üstlenmesini
sağlayın. Markete uğramayı unutup eve mi geldi?
Sakın siz kalkıp markete gitmeyin, bırakın o
gitsin. Mutfağı temizlemekte başarısız mı?
Bırakın temizlesin. Gerekirse siz sonra gidip
bir daha yaparsınız. Önemli olan onun da
birtakım sorumlulukları olduğunu hissetmesi.
Yoksa yaptığınız her iyilik, bir süre sonra
kaçınılmaz bir biçimde göreviniz haline gelir ve
bu da sizi ilişkinizden soğutmaya
başlar.
• Eski
sevgilinin gölgesini yok edin
Bazen geçmişteki bir ilişkinin
gölgesi bugünün mutlu aşkının üzerine düşebilir.
"Yeni sevgilim doğru insan mı? Yoksa benim için
hala mücadele eden eskisine mi dönmeliyim?" gibi
kuşkular güzel giden bir ilişkiyi bir süre sonra
zehirlemeye başlar. Büyük bir ihtimalle yeni
büyük aşkın diğer kahramanı bu kararsızlıktan,
bu gidip gelmeden sıkılır, hevesi kaçar ve
ilişkiyi bitirir. Eğer eski sevgilisiyle ilgili
tereddütleri olan sizseniz tavsiyemiz; onu
unutun! Çünkü aynı suda iki kere yıkanılmaz.
Kendinize ve yeni aşkınıza gerçek bir şans
tanıyın. Eskisiyle kıyaslamak gibi bir hataya
düşmeyin, onun yerine yeni sevgilinizin olumlu
özelliklerini keşfedin, bu daha heyecan
verici... Bu arada eski erkek arkadaşınız
askıntı olmaya devam ediyorsa onunla görüşmeyi
tamamen kesin. Demek ki, henüz arkadaş kalmaya
hazır değil, üstelik bu durum yeni erkek
arkadaşınızı da fazlasıyla rahatsız
edebilir.
• Ya
olduğu gibi kabul edin ya da çekip
gidin
Farklı ilgi
alanları, geleceğe dair bambaşka beklentiler,
hayaller ve birbirine ters bakış açılan
çoğunlukla ayrılığa sebep oluyor. Yani "Zıtlar
birbirini çeker," sözü tam bir palavra! Tabii
ki, karakterleriniz aynı olmak zorunda değil.
Mesela siz daha neşeli ve dışa dönüksünüzdür, o
ise daha sakin ve çekingen, bu durum bir problem
yaratmaz. Fakat hayata ve dünyaya bakışınız,
beklentileriniz, zevkleriniz ve planlarınız
uyuşmuyorsa işiniz bayağı
zor.
Beraberliğinizi sürdürmeyi gerçekten
istiyorsanız ve bu şekilde de aşkta mutlu sona
ulaşabileceğinize inanıyorsanız, o zaman önce
sevgilinizi değiştirme fikrini unutun. Onu şu
anki haliyle, hiçbir şekilde başka bir insan
yapmaya çalışmadan ve size ters gelen
davranışlarından şikayet etmeden kabul
etmelisiniz, tabii o da sizi... Eğer ikiniz de
bunu başarırsanız belki ilişkinizi uyum içinde
sürdürebilirsiniz.